ALABALIKLAR
Yazar Mustafa YILMAZ   
Saturday, 29 December 2007
Bir varmış bir yokmuş. Köroğlu dağlarının çok yukarısında küçük bir dere varmış. Bu dere, etrafındaki pınarların buz gibi soğuk sularından beslenirmiş. Kenarında kocaman kocaman çam ağaçları varmış. Güneş ışıkları, çamların iri dalları arasından öbek öbek aşağı iner, küçük derenin suyuna dalar kaybolurmuş. Bazen kozalakları şap diye düşerlermiş küçük derenin suyuna. Minik şelaleler, göletler varmış içinde. Yeşil çimenlerin, sarı kırmızı, mor çiçeklerin arasından, şırıl şırıl akar gidermiş aşağılara doğru. Sığ yerlerinde çokça çayır nanesi yetişirmiş. Çayır nanelerinin kokusu çam kokusuna karışır, tap teze, ter temiz bir hava yayılırmış etrafa. 
Derenin az ötesinden bir yol varmış. Bazen yoldan geçen motorlu arabalar pis kokulu duman bırakırlarmış. Kocaman çam ağaçları hüüp diye yutarlarmış bu dumanı. Sonrada püff diye temiz hava üflerlermiş. Gülümserler, göz kırparlarmış dereye doğru. Sanki “Korkmayın, biz varız burada. Bu temizlik ve güzelliğin teminatıyız.” der gibi. Deredeki alabalıklar, görebiliyorlarmış çam ağaçlarının yaptıklarını. Sudan şlap diye zıplayıp teşekkür ederlermiş çamlara. Ama insanlar duyamaz ve göremezmiş bütün bu olanları. 

Bir gün derenin yanındaki küçük çayıra bir taksi gelmiş. Çimenleri, çiçekleri eze eze derenin kenarına yaklaşmış ve durmuş. Alabalıklar korkmuşlar. Taşların altına, derinlere doğru kaçmışlar. Birkaç tanesi taşların arasından kafalarını çıkarmış ve suyun altından, yukarıda olan biteni seyretmeye başlamış.

Çam ağaçları, taksinin bıraktığı pis kokulu dumanı hüüp hüüp diye içlerine çekmişler, püff püff diye üflemişler. Etraf kısa sürede temiz havayla dolmuş. Fakat arabanın içinden gürültülü bir ses geliyormuş. Teyp son sesine kadar açıkmış. Kuşlar susmuş. Küçük derenin sesi kaybolmuş. Alabalıklar çok rahatsız olmuşlar. Çam ağaçlarına bakmışlar. Çam ağaçları çaresiz ve eziklik içinde doruklarını hafifçe bükmüşler. “Elimizden bir şey gelmiyor” dercesine. Sesin uzaklara gitmesini engellemek için sivri yapraklarını hafifçe kabartmışlar. Rüzgârın yardımı ile de dallarını sallamışlar. Gürültüye karşı yapabildikleri sadece buymuş. 

İnsanlar taksiden çıkmış, yere kilim sermişler. Üzerine yiyeceklerini içeceklerini koymuşlar. Bir kenara ateş yakmışlar. Yemişler, içmişler, oyunlar oynamışlar. Sigara içmişler. Yedikleri çerezlerin kabuklarını çimenlerin, çiçeklerin üzerine atmışlar. Meyve kalıntılarını, kemik ve boş şişeleri derenin suyuna fırlatmışlar. Teyp akşama kadar gürültüyle çalmış. Akşam olunca, sadece oturdukları kilimi toplamışlar ve taksiye binip gitmişler. 

Gittikleri zaman küçük çayırın üzerinde peçeteler, gazete kâğıtları, meyve kabukları, boş pet şişeleri bırakmışlar. Çam ağaçları çayırın haline çok acımış. “Keşke dallarımızla süpürebilseydik” diye düşünmüşler. Gece Aydede çıkmış. Gökyüzünü aydınlatmış. Tam derenin üzerine geldiğinde, yansıması derenin içinde dalgalanmış. Böyle bulutsuz gecelerde alabalıklar ile oynamayı severmiş suyun içinde. “Ben geldim, nerdesiniz? Uyumayın daha erken” demiş alabalıklara. Fakat gelen-giden olmamış. Bir çam ağacı seslenmiş yakınlardan. “Aydede, alabalıklar kaçtılar buradan. Bugün buraya insanlar geldiler. Taş attılar, şişe ve çöp attılar dereye”. Aydede çok üzülmüş. Bilgin ve yaşlı Aydede alabalıklardan çok insanlara acımış.
“Ne kadar acı. Yaşadıkları bu güzelim çevrenin kıymetini bilemiyorlar” diye söylenmiş.

Gökten düşmüş üç elma, ister al ister alma, birileri anlatsın sana, sakın masalsız kalma.
Mustafa YILMAZ. Y.Sayık-2007 

Görüntüleme sayısı: 677

Yorumlar (4)
1. 29-12-2007 12:43
 
Bu anlamlı ve cok güzel makalenizden dolayı cok teşekkürler.
Kayıtlı
 
2. 30-12-2007 17:47
 
Okuyan, düşünen ve çevresine karşı duyarlı insanlarımızın çoğalması dileğiyle bende sizlere teşekkür ederim Kadir bey.
Misafir
 
3. 27-02-2008 07:42
 
HAYATIN TANIMI
HAYATIN TANIMI 
 
"Hayat; havaya attığımız  
5 topla oynanan bir oyundur. 
 
Bu toplardan sadece bir tanesi lastik,  
 
Bu toplar;  
İşimizi, Ailemizi, Sağlığımızı, Dostluklarımızı ve  
Benliğimizi temsil etmektedir.  
 
Belirttiğim gibi bu 5 top içinde  
Bir tek İŞİMiZ lastik bir toptur. 
Düşürürsek zıplatabiliriz.  
 
Ancak diğer 4 top camdan yapıldığından  
düşerse KIRILIR, yerine konulamazlar. 
 
Bunu fark etmeli ve hayatımızı  
bu dengeye göre kurmalıyız. 
 
Oysa hepimiz o lastik topu tutabilmek  
uğruna diğerlerini KIRIP dökmez miyiz?  
 
Dostlarınızı çantada keklik sanmayın. 
 
SIKICA asılın onlara,  
TIPKI hayata asıldığınız gibi...  
 
Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır.  
 
Hayatı çok HIZLI KOŞMAYIN, 
 
Nereden geldiğinizi ve  
nereye gittiğinizi unutmayın... 
 
Hayatın bir YARIŞ değil,  
her saniyesinin tadı çıkarılması gereken  
güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan ÇIKARMAYIN...  
 
DÜN TARiH OLDU... 
YARIN BiR SIR... 
BUGÜNÜN KIYMETiNi BiLiN...  
 
 
Hazırlayan: Süleyman aycan, null
Misafir
 
4. 24-04-2008 20:17
 
HAYATIN TANIMI
şiir güzel :) :) :) :)
Misafir
 
şirin

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4