• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
Anasayfa arrow Tarihçe arrow Bolu Sancagı
Bolu Sancağı Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Tuesday, 16 October 2007

BOLU SANCAĞI

Köroğlu hadisesi dolayısıyla merkezden gönderilen emirnamelerde "Bolu Sancağı" tabiri sık sık geçmektedir. Şimdi XVII. yy.a kadar, bu sancağın geçmişinden kısaca bahsetmek istiyorum; Bolu'nun üzerinde bulunduğu arazi, eskiden yani Bizanslılar zamanında Bithynia olarak isimlendirilmektedir. Orhan Gazi'ye yardımcı olan ve babasının silah arkadaşlarından Konur Alp ile Akça Koca Sakarya'nın her iki tarafındaki yerleri fethetmişlerdi. Bu yüzden, yeni açılan uçların ilk idarecileri bunlar olmuşlardır. Akyazı, Eski Bağ ve Düzce Ovasının yer aldığı Konrapa, fatihinin adını Konuralp ismini almış, kaydıhayat şartı ile Konur Alp'e bırakılmıştır. Bu bölge, Osmanlı vesikalarında Konrapa (Konur Apa) diye anılmıştır. Karadeniz kıyısındaki ve Osmanlıların denize ilk açıldığı yerlerden olan Akçaşehir, Konrapa'ya bağlı olmakla beraber Akçakoca tarafından zaptedildiği için onun adını almıştır. Bolu'nun batısındaki ve eski ipek yolu üzerinde bulunan Mudurnu ve Göynük, Taraklı Yenicesi de bir müddet Süleyman paşa tarafından idare edilmiştir.

Bolu, Beylerbeylik merkezi Ankara ve 1451'den sonra da Kütahya'ya bağlı kalmıştır. Yani idari bakımdan bu şehirlerde oturan beylerbeyine tabi olmuştur. Evliya Çelebi'nin sonradan tertip edilen defterlerdeki kayıtları esas tutarak verdiği bilgiye göre, Bolu'nun ilk tahriri Fatih Sultan Mehmed zamanında yapılmıştır. Seyyah, "burası Anadolu toprağında ayrı bir sancak beyi tahtıdır. Padişah tarafından beğinin hası 300.122 akçedir" diye yazmaktadır. Ancak, bu miktar azdır ve o devre ait defterlerde 400.000-500.000 akçe arasında değişen rakamlar verilmektedir. Bolu Sancağı dahilinde ve sancak beyine bağlı olarak gözüken 36 kadar kaza vardı. Bunlar; Merkez kaza Bolu, Taraklı - Borlu (Safranbolu), Kızıl Bel, Gerede, Viranşehir, Şihabeddin, Aktaş, Ulak Deresi, Dörtdivan, Çağa, Bartın, Amasra, Kıbrıs (merkez: Karadoğan), Yörükan, Eflâni, Yedi Divân, Bender Ereğli (Karadeniz Ereğlisi), Devrek, Ulus, Yılanluca (Melenderesi/Yığlıca), Taraklı Yenicesi, Mudurnu, Üsküp (Konrapa İli'nin merkezi Eski Bağ), Dirgene, Samako (Alaplı), Gocinos, Akçaşehir, Ovayüzü, Eflâni Yenicesi, Tefen, Çarşanba (Hızır Bey İli), Zerzene, Gölpazarı, Hisarönü, Pavli ve Doturga'dır. Yukarıda adı geçen kazalardan Bolu'nun doğusunda kalanlar, İsfendiyar Oğullarından, batıda kalanları ise Bizans Tekfurları elinden alınan şehir ve kalelerdir. Bugün Gerede'ye bağlı kalan Dörtdivan, o zaman kaza merkezi durumunda olup, Köroğlu'nun doğduğu köy Sayalık, buraya bağlı idi. Uzunçarşılı'dan itibaren bu köyün adı hep Hayalık olarak hatalı bir şekilde okunmuş iken, Prof. F. Sümer'in tesbiti ile Sayalık şeklinde düzeltilmiştir.

BOLU SANCAK BEYLERİ

Bolu 1324 yılından itibaren 1692 senesine kadar Sancak Beyleri tarafından idare edilmiştir. Şehzadeler, hanedana akraba olanlarla, Candaroğullarına mensup beyler Bolu'yu sancak beyi olarak yönetmişlerdir. Konur Alp, Sunkur Bay Şemsî, Şehzade Murad, Gündüz Alp, Süleyman Paşa, Çandarlızade Mahmud Çelebi Bolu'yu idare etmiş ilk beyler arasındadır. Sonuncu bey Çelebi Mehmed'in kızı ile evli olup, İzladı Savaşında tuzağa düşürülerek esir edilmiş, külliyetli miktarda para ödenerek kurtarılmıştır. Bazı rivayetlere göre bu bey İstanbul muhasarasında da bulunmuş ve şehid düşmüştür. II. Murad, II. Mehmed ve II. Bayezid devirlerinde de Bolu'nun idaresinde bazen dost ve bazen düşman oldukları İsfendiyarlılardan valiler görülmektedir. II. Bayezid zamanında, Şehzade Ahmed'in oğlu Murad Bey Bolu Sancak beyliği yapmış, fakat babasının karıştığı hadiseler dolayısıyle kızılbaşlara sığınmıştır. Şehzade Murad Bey'den az önce de, amcası Selim'in oğlu şehzade Süleyman Bolu Sancak Beyliğine getirilmişti (1509). Bu şehzade, önce Karahisar'a tayin edilmiş ise de, amcasının itirazına sebep olmuştu. Padişah, bu defa oğlunun isteği üzerine Süleyman'ı Bolu'ya nakletmiş, Kefe'ye yollanmasına kadar sancak beyi olarak burada kalmasına izin vermiştir. Bu beyler dışında, Voyvodalık devresine kadar (1692) Bolu'yu yöneten sancak beyleri, tesbit edebildiğimiz kadarı ile şunlardır; Sinan Bey, Şemsî Ahmed Paşa, Hacıpaşaoğlu Mehmed Bey, Köroğlu hadiselerinin zuhur ettiği sırada Behram bey, Rum beyzade Osman Bey, Sarhoş Abaza Osman, Abdi Paşa, Koca Yusuf Paşa, Bosnalı Vardar Ali Paşa, Emir Mustafa Şerif Paşa, Benli Hasan Paşa Şemsipaşadâde Mahmud, Kürt Mehmed Paşa, Kemenkeş Seyyid Ahmed Paşa, Fındık Mustafa'dır. 1692'den az önce Bolu'nun son sancak beyi, Zor Mustafa Paşa'dır. Bu bey Köroğlu zamanındaki beylerden daha zalim davranışlı olduğundan, halka olmadık zulümler yaptığından, suçu sabit görülerek, idam cezasına çarptırılmıştır. XVI. yy başları ve XVII. yy.ın ilk yarısında Bolu 14 zeamet, 55 tımar'a bölünmüştü. Cebeliler de dahil olmak üzere 2800 kılıç askeri vardı. Çeribaşısı ile beyinin askeri 800 kadardı. Beyinin senelik hasılatı 10.000 kuruş, kadısının ise 5000 kuruştu. Beyi'nin hası ise, yukarıda işaret edildiği şekilde, 300.122 akçe idi.

BOLU SANCAK MERKEZİ

Köroğlu'nun yaşadığı XVI. yy. da, Bolu Osmanlı İmparatorluğunun gözde şehirlerinden biri idi. Doğuya giden bir çok ana yol bu havaliden geçmekte idi. Kanuni zamanında yeni açılan ve halkın günümüzde Bağdat Caddesi diye isimlendirdiği yol üzerinde birçok kervansaraylar inşa ettirilmiştir. Bu stratejik mevki dolayısıyla Bolu günden güne gelişme göstermiş ve kale çevresinde yayılarak daha da büyümüştür. En eski tasvirlere göre, Bolu birbirini takip eden otlakların bulunduğu, ahalisinin daha ziyade köylerde yaşadığı bir yerdi. XVI. yy. da, ovadan bakıldığında hemen göze çarpan meşhur kalesi, artık harabe olmaya yüz tutmuştu. Zira Selçuklular zamanında uç kalesi olduğundan her zaman tahkimli olmasına dikkat edilmiş iken, şimdi iç el sayılması sebebi ile artık tamirata gerek duyulmamıştır. İbn Battuta, 1333 senesinde Bolu'da misafir kaldığı halde, şehri pek tasvir etmeyip, sadece Ahîleri kısaca misafirseverliklerinden dolayı methetmiştir. Şehir, şimdiki gibi, yine ova ortasında, batıdan doğuya yükselen toprak bir tepe üzerine bulunuyordu. Çevresinden çok sayıda küçük derecikler aktığı için, zamanla mahalleler surlar dışında ve ovaya doğru meyil üzerinde meydana gelmiştir. 1528 senesine ait olduğu tahmin edilen 438 numaralı tapu-tahrir defterinde, XIV. yy. da kurulmaya başlanan ve XVI. yy. da gelişmesini tamamlayan mahalleler şunlardı; Aslı Han veya Aslı Hatun, Gölyüzü, Cami, Turşucuoğlu, Hoca Bey, Hatip, Karaçayır, Hacı İlyas Oğlu, Ak Mescid, Dabbağan (: Tabaklar), ve Uğurlu Naib (sonra : Karamanlar). Bu mahalleler de, diğer yerlerde olduğu gibi bir mescid veya cami etrafında teşekkül etmiş olup, nüfusu ortalama hesaplamalara göre 2000'e yaklaşmakta idi. Evliya Çelebi'nin 1645 senesindeki seyâhatinde ise, Bolu eskiye nazaran oldukça büyümüş ve bir çok güzel binalarla süslenmişti. Köroğlu'nun destanî bir havaya büründüğü bu zamanda, Evliya Çelebi Bolu'yu şöyle tanıtmaktadır, " ... Gerçekten ma'mur büyük bir şehirdir ki, topraklı bir dağ arasında kurulmuştur. Otuzdört mahallesi ve 34 camii vardır. Üçbin kadar tahta örtülü güzel evleri vardır. Bazı zenginlerin evleri ve hanları kiremitle örtülüdür. Dörtyüz kadar ma'mur süslü dükkânı vardır. Her ne kadar Türklük ise de ileri gelenleri, eşrafı ve tüccarı çoktur... Oğuz adamları vardır... Suyunun ve havasının nefasetinden dolayı güzelleri çoktur..." Bolu'nun en güzel cami, saray ve binaları Osmanlı Padişahları, şehzadeler, İsfendiyaroğulları ve beyler tarafından yaptırılmıştır. Bolu, bundan başka, medrese, kervansaray, bedesten ve bazı sanayi tesislerine de sahipti. Bolu dağlarının meşhur köknar ve çam tahtaları, günümüzdeki gibi Bolulu işadamlarınca, İstanbul pazarına İzmit yahut daha elverişli olan Akçaşehir iskeleleri yolu vasıtasıyla gönderilmekte ve orada belli yerlerde satılmakta idi. Hatta bazı düzenlemelerle Bolu tahtasının ve odununun İstanbul'da daha ucuz satılabileceği hususunda Evliya Çelebi'nin oldukça enteresan görüşleri vardır.


Görüntüleme sayısı: 1325

Yorumlar (4)
1. 27-01-2008 09:14
 
köyüm
:grin slm bütün köy halkına :grin :eek ben cibit ahmet
Misafir
 
2. 19-03-2008 12:42
 
AAAAA
SLM MILLET NASILSINIZ RESIM LER FELEN HEPSI COK GUZEL OLMUS KOYUMUZE YAKISMIS HELAL :grin :grin :grin :grin :grin
Misafir
 
3. 20-06-2008 21:25
 
selam!
site güzel olmuş!elinize sağlık...
Misafir
 
4. 19-02-2009 16:39
 
selam!
SLM TOPRAKLAR
Misafir
 
SELİM BÜYÜKSOY

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4

Son Güncelleme ( Tuesday, 16 October 2007 )
 
< Önceki   Sonraki >