İstanbul devamlı bir su problemi içerisindedir.
Bu problemin çaresi asırlar önce Kanuni zamanında,Mimar Sinan'ın
günlerinde konuşulmuş ve en büyük çare Sinan'la bulunmuştur.
İstanbul'un o günkü nüfusu çoğalınca Kanuni Sultan Süleyman,Sinan'ı
huzuruna çağırır,Der ki:
Yorumlar (2) | Görüntüleme sayısı: 132 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 166 |
|
Alman bilimadamlarının yaptığı bir araştırmaya göre, çok kısa şekerlemeler bile hafızanın tazelenmesinde büyük fayda sağlıyor.
Geçmişte yapılan birçok çalışma, hafızanın tazelenmesinde uyku düzeninin önemli rol oynadığını kanıtlamıştı. Düsseldorf Üniversitesi’nden bilmadamları da çok kısa süreli uykuların hafıza üzerindeki etkilerini ölçen bir araştırma yaptı.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 106 |
|
Devamını oku...
|
|
Van
Van’ı Asur kraliçesi Semiramis kurdu. Bundan dolayı şehre “Şahmirankent” adı verildi. Daha sonra Persler döneminde buraya Van adında bir vali geldi ve şehri bayındır hale getirdiğinden şehre onun adı verildi.
Yozgat
yozgat isminin kaynağına ilişkin değişik söylentiler vardır. yozgat sürü veya otlak kent anlamına gelir. bozok yaylası eskiden beri hayvancılığın gelişmesinde önemli yer tutmuştur.
yozkent, sürüleri bol olan şehir anlamına gelmektedir. daha sonra bu ismin yozgat olarak değişikliğe uğradığı ileri sürülmektedir.
yozgat adı yabancı tarih kitaplarında "uskat, juskat, yougat, yüz-kat, yozhourt" şeklinde geçer.
bir söylentiye göre; yozgat sözcüğünün aslı "yüzü yoz" (koyun sürüsü memleketi) olduğundan "yozkent" veya rakımın yüksek oluşundan dolayı da "yüz-kat"tır.
cumhuriyet döneminde tbmm birinci dönem milletvekillerinden süleyman sırrı içöz'ün 4 kasım 1922 tarihli teklifi üzerine bozok ismi kaldırılarak 1923 senesinde itibaren ilin adı yozgat olmuştur.
Yorumlar (26) | Görüntüleme sayısı: 130 |
|
Devamını oku...
|
|
Bir varmış bir yokmuş. Köroğlu dağlarının çok yukarısında küçük bir dere varmış. Bu dere, etrafındaki pınarların buz gibi soğuk sularından beslenirmiş. Kenarında kocaman kocaman çam ağaçları varmış. Güneş ışıkları, çamların iri dalları arasından öbek öbek aşağı iner, küçük derenin suyuna dalar kaybolurmuş. Bazen kozalakları şap diye düşerlermiş küçük derenin suyuna. Minik şelaleler, göletler varmış içinde. Yeşil çimenlerin, sarı kırmızı, mor çiçeklerin arasından, şırıl şırıl akar gidermiş aşağılara doğru. Sığ yerlerinde çokça çayır nanesi yetişirmiş. Çayır nanelerinin kokusu çam kokusuna karışır, tap teze, ter temiz bir hava yayılırmış etrafa.
Yorumlar (4) | Görüntüleme sayısı: 289 |
|
Devamını oku...
|
|
Eğer birisinden bir şey istemeyi düşünürsen, önce onu dene, gör; o kişi cömert mi, yoksa cimri mi? Cömertse ihtiyacını dile getir, ama isteyeceğin zamanı iyi seç. Yani, o kişinin gönlü dar veya aç olduğu vakit isteme ki, umduğundan mahrum kalmayasın. Sonra, dilersen, mümkün olanı dile, ele geçmesi mümkün olmayan şeyi dileme, tâ ki elde edebilesin.
Bir istekte bulunmaya gittiğin vakit, önce iyi sözler tasarla ve hoş bir edep ve usulle ortaya uygun bir söz at, sonra buna uygun bir davranışla, sözü maksadına getir ve hacetini dile. Söylediğin sözlerle ona lütuf göster, (Hacet vaktinde lütuf göstermek, ikinci aracıdır) demişler. Yani lütuf, sözü geçen kişi gibidir. Lütuf göstermenin, ona en yakınının söylemesi kadar yardımı vardır. Öyleyse bir dilekte bulunduğun kimsenin katında kendini bir aciz kul yerinde görmelisin. Çünkü insan, iyiliğin kuludur.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 160 |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 50 - 56 Toplam: 63 |