|
Küçüklüğümden beri dar yerlerden sıkılır ve buralardan adeta nefret ederek kaçardım.
Daha sonra bunun bir hastalık olduğunu anlamış, fakat bu illetten bir türlü kurtulamamıştım.
Oysa ki o dar mekanlara şimdi ister istemez girecektim.
Beni sarıp sarmalamışlar ve uzunca bir tabuta yerleştirmişlerdi.
Çevremi dolaşanların seslerini gayet iyi duyuyor, gözlerim kapalı olmasına rağmen, her nasılsa onları görebiliyordum.
Genç yaşta öldü zavallı, diyorlardı. Halbuki yapacak ne kadar çok işi vardı.
Yorumlar (2) | Görüntüleme sayısı: 392 |
|
Devamını oku...
|
|
İstanbul devamlı bir su problemi içerisindedir.
Bu problemin çaresi asırlar önce Kanuni zamanında,Mimar Sinan'ın
günlerinde konuşulmuş ve en büyük çare Sinan'la bulunmuştur.
İstanbul'un o günkü nüfusu çoğalınca Kanuni Sultan Süleyman,Sinan'ı
huzuruna çağırır,Der ki:
Yorumlar (2) | Görüntüleme sayısı: 342 |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Görüntüleme sayısı: 701 |
|
Van
Van’ı Asur kraliçesi Semiramis kurdu. Bundan dolayı şehre “Şahmirankent” adı verildi. Daha sonra Persler döneminde buraya Van adında bir vali geldi ve şehri bayındır hale getirdiğinden şehre onun adı verildi.
Yozgat
yozgat isminin kaynağına ilişkin değişik söylentiler vardır. yozgat sürü veya otlak kent anlamına gelir. bozok yaylası eskiden beri hayvancılığın gelişmesinde önemli yer tutmuştur.
yozkent, sürüleri bol olan şehir anlamına gelmektedir. daha sonra bu ismin yozgat olarak değişikliğe uğradığı ileri sürülmektedir.
yozgat adı yabancı tarih kitaplarında "uskat, juskat, yougat, yüz-kat, yozhourt" şeklinde geçer.
bir söylentiye göre; yozgat sözcüğünün aslı "yüzü yoz" (koyun sürüsü memleketi) olduğundan "yozkent" veya rakımın yüksek oluşundan dolayı da "yüz-kat"tır.
cumhuriyet döneminde tbmm birinci dönem milletvekillerinden süleyman sırrı içöz'ün 4 kasım 1922 tarihli teklifi üzerine bozok ismi kaldırılarak 1923 senesinde itibaren ilin adı yozgat olmuştur.
Yorumlar (26) | Görüntüleme sayısı: 7515 |
|
Devamını oku...
|
|
Bir varmış bir yokmuş. Köroğlu dağlarının çok yukarısında küçük bir dere varmış. Bu dere, etrafındaki pınarların buz gibi soğuk sularından beslenirmiş. Kenarında kocaman kocaman çam ağaçları varmış. Güneş ışıkları, çamların iri dalları arasından öbek öbek aşağı iner, küçük derenin suyuna dalar kaybolurmuş. Bazen kozalakları şap diye düşerlermiş küçük derenin suyuna. Minik şelaleler, göletler varmış içinde. Yeşil çimenlerin, sarı kırmızı, mor çiçeklerin arasından, şırıl şırıl akar gidermiş aşağılara doğru. Sığ yerlerinde çokça çayır nanesi yetişirmiş. Çayır nanelerinin kokusu çam kokusuna karışır, tap teze, ter temiz bir hava yayılırmış etrafa.
Yorumlar (4) | Görüntüleme sayısı: 596 |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 11 12 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 71 - 77 Toplam: 84 |